Dominique François Arago’nun 1839 yılında Paris Bilimler Akademisi’nde yaptığı ünlü konuşmasına kısaca değinmek istiyorum. Bu tarihe fotoğrafın icadı olarak bakmak yerine, fotoğrafın emperyal aktörlerin cephaneliğinde bir silah biçimde konumlandığı an olarak yaklaşmalıyız. Bu silah, özellikle beyazların, kurdukları sömürge imparatorluklarını diğer halkların görsel zenginliklerini kullanarak genişletmelerine olanak sağladı. Arago bu durumu Paris Bilimler Akademisi’nde şöyle ifade etti: “Bu fotoğraflar size sunulurken herkes, bu denli hızlı ve doğru bir çoğaltma aracı Mısır seferi sırasında elimizde olsaydı, elde edilebilecek olağanüstü avantajları hayal edecektir.” Sözünü ettiği sefer, Napolyon’un Mısır’a düzenlediği ve binlerce nesne ile imgenin Mısırlılardan zorla alındığı seferdi. Mısırlıların ülkelerinin işgaline karşı direnişi şiddetle bastırılmıştı. Arago 30 yıl önce yapılan bu seferin, fotoğrafın icadından nasıl da yararlanabileceğini tarif ediyor. Aslında demek istediği ise şuydu: “O zamanlar fotoğraf olsaydı, daha hızlı ve daha keskin bir biçimde, daha fazlasını yağmalayabilirdik.”
Arago’nun konuşması ile Renty’nin görüntüsünün alıkonulması arasında altı yıl var. Harvard Üniversitesi ve Peabody Müzesi bu görsellerle müze nesneleri olarak ilişkileniyorlar. Bu görüntüleri köleleştirilmiş insanların ilk görüntüleri olarak sunuyorlar. Bu görüntüleri korumak ve onlar aracılığıyla toplumu kölelik konusunda eğitmek için en iyi ortama sahip olduklarını iddia ediyorlar. Böylece Renty birinin büyük büyük dedesi olmaktan ziyade, bir müze nesnesi olarak tanımlanıyor. Bu kurumlar, akademi/müze dolayımında üretilen bilgiyi, akrabalık ve fotoğraflanan insanın kendi soyundan gelenle kuracağı diyalog aracılığıyla çıkabilecek bilginin üstünde tutuyorlar. Bilgi üretim dili, böylece, diğer emperyal el koyma teknolojileriyle iç içe geçerek, el koymayı normalleştirmek üzere seferber ediliyor.
Bu iade talebiyle Lanier, kölelik 1865 yılında resmi olarak sonlandırılmış olmasına rağmen, Renty’nin hala bu kurumlar tarafından köle olarak tutulduğunu savunuyor. Lanier’in bu davası müze ve akademi gibi kurumların köleleştirme teknolojisiyle olan suç ortaklığını gösteriyor. “Free Renty!” (Renty’i Özgür Bırakın!)[2] demek, müze ve üniversitenin bilgi üretiminin dayandığı belli ilkelerin feshi anlamına geliyor. Bu fesih, bu konuyla alakası yokmuş gibi görünen farklı kurumlar da köleliği içermese bile kölelikle ilişkilendiği için gereklidir.
Potential History kitabımda, deklanşör teknolojisi olarak adlandırdığım şeye odaklanıyorum. Bu konudaki argümanım oldukça basit: Kamera cihazıyla ilişkilendirdiğimiz deklanşör, aslında birkaç asır önce icat edildi ve farklı şiddet teknolojilerine hizmet etti. Amacı nesne, ritüel, yaşam biçimleri gibi muhtelif şeyleri insanlardan zorla koparmak olan çeşitli kampanyalarda; deklanşörün nasıl çalıştığını görüyoruz. Deklanşörle beraber, kesintili nesneler ortaya çıktı. Fotoğraf da aynı deklanşör imgesi üzerinden inşa edildi ve “görüntü”, “kayıt”, “geçmiş zaman” üreten bir aygıt olarak şekillendi. Geçmişin icadı ise, bu görüntülerin saklanabileceği müze ve arşivleri gerekli kıldı. Arşiv, geçmiş gerçekten oradaymış gibi gidebildiğimiz dokunsal bir kurum. Diğer zaman kiplerinden yalıtılan bu “geçmiş”, emperyal aktörleri işledikleri suçlardan arındırmak için icat edildi.
Merve: Potential History (Potansiyel Tarih), zamansallıklar ve coğrafyalar arasındaki gecikmeleri ve süreklilikleri ele alan, kilit bir kavram. Görüntülerin bu potansiyelle yüklenmesinin mümkün olup olmadığını merak ediyorum. Ya da imgeler üzerine nasıl düşünmeliyiz ki, az önce sözünü ettiğin bütün bu sorunlar tersine çevrilmese bile en azından imge üreticileri tarafından ele alınabilsin?
Ariella: Kısa cevap şu: imgeler tek başlarına hiçbir şey yapamaz. Görüntüler kendi başlarına, birçok aktörün dahil olduğu karşılaşmaların sonucudur. Bu karşılaşmalar fotoğrafın çekildiği an ile sınırlı değil. Tek bir görselin bu potansiyele sahip olması yahut emperyal gerçekleri dönüştürmesi, bu gerçekleri ortadan kaldırması beklenemez. Ancak görseller, şiddetin yeniden üretilmesinde rol oynadıkları gibi, potansiyel tarihlerin ortaya çıkmasında da önemli bir rol oynayabilir.